Makarna Lütfen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makarna Lütfen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2016 Salı

Ramazan Geldi Hoşgeldi - İndirimler ve Fikirler

7 Haziran 2016'da 13bin küsür MakarnaLutfen.com takipçisine attığım mail ile blogu yeniden canlandırıyorum. Bu maillerde kaynayıp gitmesin di mi ama:)))

"Dostlar merhaba nasılsınız?

Umarız herkes iyidir. Ramazan'ın gelişiyle beraber evler şenlenmiş ve bereketlenmiştir. Bizim öyle oldu şükür. Hatta bu akşam işyerinde geleneksel iftar yemeğimizi de yapacağız inşallah:))

Geçenlerde bakliyatların nasıl saklanması gerektiğini, evlerimizin artık sıcak olmasından mütevellikt ağızları sıkıca kapalı serin yerlerde mümkünse buzdolabında saklanmalarını yazmıştım hatırlarsanız. Ramazan için özel bişiler yapalım diye düşündüğümüzde de bakliyatların bu ayda çok tüketildiğini bildiğimizden maliyetlerinin de altında organik bakliyatlarımızda indirim yapma kararı aldık. Haziran ayı boyunca baya bi indirim var bir bakın lütfen özellikle İndirimli Ürünler bölümümüze.

Hurma konusunda geçen instagramda yazdım. Hepimiz ne kadar faydalı bir meyve / yemiş olduğunu biliyoruz, şimdi PR ajansından yeni başlamış metin yazarı gibi google bilgileri dökmeyeyim önünüze:)) Hurma ve benzeri ürünlerde dikkat edilecek bir nokta glikoz şurubu ve katkı maddesi içerip içermediği. Çok çeşidi var aynen elma gibi o yüzden şu daha tatlıdır bu daha kocamandır demeyeceğim. Tatlılık kendinden geldiği gibi ekstra şekere bulanmasından da gelebilir. Bunun etikette belirtilmesi gerekir. Birinci tavsiyem etiketli ürünlere bakmak ve bilgiler sizi tatmin ediyorsa alışveriş yapmaktır. Beni biliyorsunuz, kılı kırk yarıyorum kendi ürünlerimizde de tedarikçilerimizin ürünlerinde de. Ama illa benden alacaksınız diye şart yok, o yüzden yalvarıyorum etiket okuyun:))

Diyelim ki güvendiğiniz bir markette açıkta hurma vb gördünüz. Etiket yok diye endişelenmeyin. Tüm açıkta yani dökme satılan ürünlerde toptan etiketi bulunmalı. Bu kanuni bir zorunluluk. Hatta nal kadar filan olması gerekiyor (yahu kanunda "nal kadar" yazmıyor tabi o benim yorumum hehehe:))) Okunabilir güncel bilgi içermeli. Marketler hızlı ürün döngüsünden bu işi sallayabiliyorlar (hatta bugün tuvalet kağıdı almak için girdiğim markete mal gelmiş, yerleştirmek için kaşarlar filan alışveriş arabalarının içinde bekliyordu. Soğuktular ama yine de dikkat)

Ne diyordum hah dökme gıdalar. Bunların etiketleri kocaman tepelerinde asılı vb olmalı. Güncel olmalı, okunabilir olmalı. Yoksa bu bilgiyi talep etmek hakkınız var. Bilgi de yok ya da güven vermiyorsa son takdir sizin artık bişi diyemem ben.

Az çok zaten insan tanıyor bakkalını çakkalını. Kazıkçı mı, yalancı mı, iyi niyetli mi, mal mı kakalamaya çalışıyor anlıyor. Esasında herkes herşeyin farkında da işte bazen sesimiz çıkmıyor değil mi? En azından benim, ağzımın tadı bozulmasın diye. Sonra neden uzun zamandır uğramıyorsun? Tey Allahım:)))

Ya bi de instagram paylaşımın altına açıkta satılan ürünlerle ilgili şunu yazmıştım o da kaynayıp gitmesin:

"... Açıktaki gıdalarda ortamdaki tozun sinmiş olma ihtimali var, az önce hapşurmuş birinin ifrazatına maruz kalmış olma ihtimali var. Hadi sebzeyi meyveyi yıkıyoruz da açıkta satılan kuruyemiş ve kurumeyvelere ben hiç güvenemiyorum. "

Şimdi bunları yazdığım için toplumda infial olmasın tabi. Eve alınan kuruyemişi yıkayan çatlak kadınlar olarak mimlenmeyelim. Ya da çok da umrumda mimlenelim ne olacak:)))

Geçen TRT 1'e çıktım belki dinlemişsinizdir. Car car bir konuşmuşum, spiker hanım zor susturmuş beni. Dinlemediyseniz yemedim içmedim kaydettirdim, sonra kocanın başının etini yiyerek video haline getirttirdim. Buyrun yoooouuutubeeee kanalıma heheheh: https://www.youtube.com/watch?v=4SUe2NLDLAE

Bu ay sevgili Yeşil Anne Işık Kırgız'ın yeni Organik Bebe Şampuanı'nı hediye ediyoruz 125 TL üzeri siparişlerinize. Diğer kampanyaları da yaziim unutulmasın:

50 TL üzeri sepetlerinize kargo ödeyen ürünler eklediğinizde kargo ödemiyorsunuz.

100 TL üzerindeki sepetlerde zaten kargo ödemiyorsunuz.

125 TL üzeri siparişlerde bu ay hediyemiz organik bebek şampuanı onu da yazdık.

Bizden haberler böyle işte efenim. Organik indirimli ürünlerimizle, katkısız karışımlarımızla, çeşit çeşit makarnamız ve çorbamız ile Ramazan sofralarınıza konuk olma derdindeyiz.))

Herkese güzel bir hafta ve güzel bir Ramazan ayı diliyoruzzzz...

Sevgi ve muhabbetle,

makarnalutfen.com adına
Tuğba Bayburtluoğlu
Gıda Müh., İşletme Bil. Uzm. "

11 Ocak 2013 Cuma

www.makarnalutfen.com

Veeeeeee sonundaaaaaa... 

Tükkanı açtım :))



www.makarnalutfen.com

Alnımın akıyla devam ettireceğim inşallah bu işi.


Sitede neler var? Sağlıklı makarnalar tabi. %40 kereviz içeriği anca etiketinden anlaşılan makarna misal ya da Türkiye'nin ilk Sebzeli Tam Buğday Makarnası.

Hadi bakam ya kısmet:))

29 Mayıs 2012 Salı

Makarna Muhabbetleri I


Makarna dostlarıyla ara ara muhabbet edip burada yayınlamak istiyorum. İlk olarak da makarnayı çok sevdiğini bildiğim İbo ile muhabbet ettik. İnternetten tabi. Buyrun efem makarna üzerine bir muhabbete...     

- Naber abi? 

- İyidir patron. Sen napıyorsun?

- Allah iyiyim hele sen patron diyince :)  Öhöm evet cıvamayalım. İbo’cum kimsin nesin bi tanıt bi kendini. Ben biliyorum senin matematikçiliğini, Ankara’daki üniversite yaşantını, kısa süre önce bir kız babası olduğunu ve tabi önüne geçilmez bir makarna-sever olduğunu da bi de senden okuyalım.

- 79 doğumlu, işinde gücünde, yemek yemeyi son derece seven ve bu özelliğinin kızına da geçtiğini görmekten son derece haz duyan biriyim.  

- Hemen klişelere geçiyorum : Sayın İbo neden makarna?

- Çünkü hızlı pratik doyurucu lezzetli. Bunların hepsini kapsayan pek bir yemek yok. Hazır sipariş vermiyorsak.

- Ya bırak hazıra dağ mı dayanır:)) İlk makarna yiyişini hatırlıyo musun? Var mı böyle ağızda spagettiyle uyuyan bi çocukluk pozun?

- Açıkcası ilk ne zaman makarna yedim hatırlamıyorum. Benim makarna ile fazla haşır neşir olmam senin de tahmin edebileceğin gibi uzatmalı öğrencilik hayatımda olmuştur. 

- Biliyorum senin o meşhur ekşi sözlük entryni. Peki sebzeyle aran nası?

- Yemediğim sebze yok diyebilirim.

- Kereviz?

- Her türlüsü

- Aferin. Peki brokoli?

- Zeytinyağlı ve terbiyeli olan tercihimdir. Brokoli çorbası on numara olur. Salatası da ayrı bir güzel tabi

- Yahu ben yanlış insanla röportaj yapıyorum sanırım

- Ayrıca canım çekti bak şimdi

- Abi sabahın 10’unda ne brokolisi canın çekiyo nası adamsın sen yahu?

- Ya malesef benim yemek konusunda zaafım fenadır.

- Hahaha. Oburum demiyon da zaaf maaf. Yahu kimin sabahın onunda canı brokoli çeker allasen? Heder ettin len röportajı.. Bak sinirlenmiyim diyom sinirleniyom yine..

- Oburum len evet, ne var? Oburum ama yemek seçmiyorum. O olsa daha mı iyiydi?

- Hay Allahım bu nası bi mantık ya?? :)))

- Şöyle ki : Obur olsam ama her yemeği de beğenmesem direk ızıdırap olurum etrafa. Onu yemem bunu yemem ama açım diye kafalarının etlerini yerim.

- Hımmm seçici obursun sen...

- Ama bu durumda ne var diyorum şu bu diyorlar. Tamam kap gel iki tabak diyorum. Bir değil iki ama, dikkat et..

- Hahahhahah ay gözümden yaş geldi...

- Bak yemediğim tek şey çorba benim. Brokoli çorbası güzeldir mesela az önce söyledim ama çorba içmek benim için vakit kaybı gibi geliyor. Sulu mulu bişiler böle. Çiğnemek yok, tat yok, gereksiz, doyurucu da değil. Ana yemek bekliyor orada yavrucak. Ne gereği hüp hüp vakit harcayacaksın

- Abi dur bu muhabbet nereye gidiyo ya. Boşver çorbayı makarnaya gel. Spagetti sevmem demiştin neden?

- Spagettinin tam olarak ağzına ne kadar atacağını bilememe gibi bir durumun var. Çatala sarmaya başlıyorsun mesela sonu gelmiyor. Ağzına atsan çok oluyor ısırmaya kalksan rezil bir görüntü.

- Az takıcan çatala az dolanıyo o zaman abicim.

- Yoğurtlu sevdiğimden bulaşıyor her yere. Mayonez yakışmıyor. Ya bi de spagetti tencereye koymadan önce kırılır mı kırılmaz mı?

- Kırılmaz abi. Kıracaksan git şehriye yap. Neyse, bi kere de domates suyunda makarna yapmaya çalıştığını söylemiştin.

- Denedim evet. Teorik olarak makarnanın haşlandıkça domates suyunu çekeceğini düşünmüştüm ama pratikte çıkan ürünler bildiğimiz makarna ve kaynamış domates suyu olmuştu. Aslında senin şu an yaptığın gibi bir şey arıyordum ben hep. Bi ara vardı piyasada hatırlar mısın domatesli ıspanaklı falan.

- Var var hala var onlar piyasada da domatesli dediğin salçadan yapılıyor. Yani pratikte salçalı makarnadan daha çok domates faydası alırsın. Ispanaklıda da ıspanak miktarı az be güzelim. Tadı bile gelmiyo..

- Hah tadı gelmiyo evet.

- Denedin benim makarnaları, nası buldun?

- Valla on numara be. Hatta senin makarnaları sos kullanmadan yemek çok güzel..

- Valla çok sevindim:))

- Kereviz yiyorsun ama formatı farklı gibi oluyor..

- Hahaha iyiymiş. Bebişe yedirir misiniz mesla böyle sebzeli sebzeli?

- Senin makarnaların ailecek hastasıyız. Bebiş zaten bizimle sofraya oturmaya alıştığından tabağımızdaki her şeyden tattırmaya gayret ediyoruz. E haliyle senin makarnalardan da nasiplenmiş oldu. İki adet diş ile kerevizli makarna yemesini görmeni isterdim.

- E güzelim koy bloguna görelim:) Sonn olarak hemen bi sos tarifi ver bakiim

- Bence onu sen benim ağzımdan yaz buraya

- Yahu iyice tembel oldun sen yahu. Az biber bol domates, kıyma belki. Tabağa alınca da mayonez ve yoğurt. Nasıl?

- Canım çekti..

- Tü allah kahretmesin.)

- Accıkta sarımsak koy ama

- Tamam tamam sarımsağı unutmam. Sağol İbocum röp için.

- Rica ederim yahu. Yeni lezzetleri benim üzerimde denemeni bekliyorum


17 Mayıs 2012 Perşembe

Taze Sarımsaklı Soğanlı ve (tabi) Kerevizli Makarna

Taze sarımsak ve daha sık bulunan taze soğan güzeldir; belirgin tatlarıyla yaz akşamlarının sıcak yemeksiz sofralarını kahvaltıdan akşam yemeğine çeviren canlardır. Peynirli börekteki figüran rollerinden bahsetmiyorum tabi ki; bizzat tüketimden söz ediyorum. Bu ikiliyi ölümüne seven insanlar vardır. Varmış daha doğrusu ben birisiyle evlenince haberdar oldum varlıklarından. 4 günlük iş gezisinden dönüşte evi kaplayan yoğun bir sarımsak dumanıyla (koku bile değil resmen duman vardı evde) karşılaşınca insan haberdar oluyor:)

Taze soğanın yavrum ayıklamaktan başka bir derdi yok. Taze sarımsak ise dertsiz ama az görünür ortalarda.. E bulunca pazarda kaçırmamak lazım. 7-8 sap soğan ile 3-4 sap sarımsağı yıkayıp doğrayıp kerevizli makarna ve kavrulmuş kıyma ile katman katman borcama serilince şöyle bir resim çıkıyo ortaya:


Nası güzel di mi? "Ben karışık severim aga" diyenleri de düşündüm :



Fotoğrafları yağsız çektim ama zeytinyağı eminim yakışır. Benim sevdicek gibi taze sarımsak ve soğan delisi değilseniz yapmayın bu tarifi, gözünüzden yaş akarak yersiniz. Kıyma şart değil, peynir de olabilir. Afiyet olsundur...

11 Mayıs 2012 Cuma

Fırınlanmış Salkım Domates ve Eski Kaşar eşliğinde lö Makarna döla Kereviz. Yess!!

Hadin bi hafta sonunda yapılabilecek pratik, vicdan yaptırmayacak ve tabi lezzetli bi tarif :

Fırınlanmış Salkım Domates ve Eski Kaşar eşliğinde lö Makarna döla Kereviz. Yess!!
     
Domates iyidir. Hele ki fırınlandığında. Yıkayıp 10-15 dakika 150°C'lik fırında tutmak yeter.
Kerevizli makarna 5-6 dakikada haşlanır dişe gelecek gibi. O da iyidir, candır. 
Eski kaşar iyidir. Parmesandan daha biz, ulaşması daha rahat. Kendine has tadını sevmeyenlere bildiğin Ezine'de önerebilirim:)


Hey yavrum be :)))

Domatesten likopen, kerevizden fosfor, makarnadan ve sebzelerden bolca lif.. Ay bi de peynirden protein tabi onu herkeş bilir...

Afiyet olsun....

Kalori Notu :

Yazıyı yazdıktan sonra bi kalorisini hesaplayayım dedim:
100 gram Domates = 18 kCal
100 gram Kerevizli makarna = 200 kCal
1 yemek kaşığı zeytinyağı (13,5 gram) = 119 kCal
50 gram Parmesan vb. = 200 kCal
Toplam : 537 kCal
Makarnayı haşlayıp zeytinyağında çevirmeden ve bildiğin beyaz peynir ile yendiğinde.
50 gram az yağlı peynir : 125 kCal
Toplam :  343 kCal
Neymiş en çok kalori yağdan ve peynirden geliyormuş.

17 Nisan 2012 Salı

Merhaba

Makarna, Lütfen!'e bir blog açmak şart oldu. Ne yazayım diye düşünmeye gerek yok bizim hikayemiz nasıl başladı onu anlatıcam.

Mart 2010'da minik bebeğim Peri aramıza katıldığında ben zorunlu olarak çalışmıyordum. Hamilelik de lohusalık da büyük sorunlar çıkmadan geçse de evde olmak, çok dertli olmayan bir bebeğin rutin bakımını üstlenmek bana az gelmeye başladı. Kendimi yemek yapmaya verdim. Kilo vermem lazım, sağlıklı beslenmem lazım diyip diyip sebzeli yemekler yaptım, kocam yemedi. Kendisi sebze ırkçısıdır. Belirli sebzeleri belirli şekilde yer. "Kabak ancak mücver olabilir, ıspanak yoğurtla yenir böreği olmaz, kereviz yersem ölürüm"le başlayan bir sebze manifestosu bile var (şimdi yazınca farkettim her sebzeye bir kulp bulmuş sağolsun:)

Geri adım atmadım kamuflaja başladım. Karnıbahara başamel sos yaptım, "bozuk patates almışın" dedi ilk ısırıkta, ikincisinde "bunda ne var" dedi, üçüncü ısırığı almadı. Sebzeli tuzlu kek yaptım burun kıvırdı "sebzeli kek mi olur" diye.

Bütün bu denemelerimde bir tek makarna sosunda başarılı oldum. Bol soğan, kabak ve şimdi burada yazarsam kavga çıkaracak bir kaç sebzeyi de kıymanın ve zeytinyağının güzelim tadları altına sıkıştırıp makarnayla servis ettim. Bir güzel yedi. Hatta sosun pek güzel olmuş dedi. Sevindim, sesimi çıkarmadım ama içimde yine de bir burukluk vardı; nitekim istediğim sebze miktarını yediremiyordum.

Bir gün yemek programlarından birinde taze makarna yapımını gördüm. Hoşuma gitti denedim, güzel oldu. Nasıl geliştiririm derken kereviz koymak aklıma geldi. Pişirdim, masaya koydum. İlk çatalı ağzına götürmesini heyecanla bekledim. İkinci üçüncü çataldan sonra da şikayet gelmeyince hele bi de ikinci tabağı isteyince çok sevindim. "Ne var içinde?" dedi. "Kereviz" dedim. "Aaa, güzel olmuş, kereviz tadı gelmiyor" dedi dünyalar benim oldu.

Sonra?

Sonrası çorap söküğü gibi gelmedi belki ama onu da anlatırım:)))